Pençşir: Kahramanlar Diyarı

Afganistan’ın kuzeydoğusunda yer alan Pençşir, Afganistan’ın otuz dört vilayetinden biridir. 2004 yılına kadar komşusu Pervan’a bağlı olan Pençşir’in başkenti Bazarak’tır. Eyaletin nüfusu yaklaşık 400.000 olsa da iş ve sosyal imkanlara ulaşmak için Pençşir’den göç etmiş en az 800.000 Pençşirli olduğu tahmin edilmektedir.

 

 

   Tarih boyunca Hindukuş dağlarını aşmak isteyenler için sıklıkla kullanılan Saleng Geçidi’ne alternatif olan Penşçir vadisi yaklaşık 100 km boyunca uzanır ve iki geçide ulaşır. Biri kuzey ovalarına giden Khavak Geçidi (3.488 m), diğeri ise Bedahşan’a giden Anjuman Geçidi’dir (4.430 m). Anjuman geçidi, Büyük İskender ve Timur orduları tarafından kullanılmıştır.

 

Yüksekliği 6000 metreye kadar ulaşan heybetli dağların arasındaki vadide kurulmuş olan Pençşir’de kışlar çok sert geçmektedir. Yazları ise serin havası, yemyeşil yaylaları ve daha birçok doğal güzelliği ile ziyaret edenleri mesteder. Penşçir Nehri kaynağını Anjuman Geçidi yakınından alır ve Hindukuş dağları boyunca güneye doğru akar. En sonunda Surobi kasabasından Kabil Nehri’ne katılır.

 

Pençşir Nehri

 

   1300’lü yıllarda Afganistan’ı ziyaret eden meşhur seyyah İbn-i Battuta, Pençşir hakkında şunları yazmıştır:

   “Sonra Pençşîr diye ünlenmiş mıntıkaya geldik. “Penç” beş, “hîr” ise dağ demektir; yani “Beş dağ” anlamına geliyor bu isim. Deniz suyu gibi mavi olan bu nehrin suyu Bedahşan dağlarından çıkar. Yöre halkı tarafından çok tazim gören Şeyh Saîd Mekkî Hazretleri’nin mezarı da bu şehirdedir.”

Buzkaşi oynayan Pençşirliler

 

   İbn-i Battuta’nın söylediğinin yanısıra bu bölgeye “Pençşir” denmesi hakkında başka bir rivayet daha vardır. Sultan Gazneli Mahmud’un bu bölgede vazifelendirdiği beş mücahit kardeşe Farsça “Beş aslan” manasına gelen Pençşir denmiş ve daha sonra bölgenin ismi olarak benimsendiği söylenmektedir.

   Pençşir, cihanı dize getiren mücahitleri ile bilinmektedir. Bu hususiyeti sebebiyle bölge halkı tarafından “Kahramanlar Diyarı” olarak da adlandırılmaktadır. Stratejik olarak önemli bir konumda bulunan aynı zamanda Pervan ve Pençşir’i içine alan bu bölgede 1221 yılında Cengiz Han’a ve 1840 yılında İngilizlere karşı cereyan eden 2 önemli savaş, bu bölgenin evlatlarının canhıraş gayretleriyle zaferle sonuçlanmıştır.

   Yetiştiriği evlatları ile yüzyıllarca İslamiyet’e hizmet eden Pençşirliler, geçen zaman ve zorlu hayat koşullarına rağmen bu hassasiyetlerini muhafaza etmekteler. Aynı nehirden su içen, aynı havayı teneffüs eden dedelerine imtisalen, Pençşir’in evlatlarının maddi manevi yetişmeleri temennisiyle…