Mevlid Kandili

Kâinat’ın yaratıldığı günden bu ana kadar tarihdeki en müstesna ve en kıymetli zamanlardan biri hiç şüphe yok ki Miladi 571 yılı, Rebî’ul-evvel ayının 12. (on ikinci) Pazartesi gecesidir. Zira bu gecede beşerin en faziletlisi olan Rasülullah (s.a.v.) Efendimiz dünyayı şereflendirmiştir.

Allahü Teâlâ en evvel Rasül-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz’in nurunu ve ruh-i şeriflerini halketmiş ve ondan sonra da diğer bütün mahlûkatı O’nun yüzü suyu hürmetine yaratmıştır. “Habibim sen olmasa idin eflakı yaratmazdım”, hadis-i kudsîsi ile “Adem (a.s.) su ve toprak arasında bir halde iken (henüz ruh üflenmemişken) ben Nebî idim”, hadis-i şerifi bu hususa delildir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in fazilet ve değerini Cenab-ı Hak birçok ayet-i kerime ile beyan buyurmuştur. Enbiyâ Suresi’nde: “(Resulüm) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik” buyurulmaktadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in fazilet ve meziyetlerini kelimelerle ifade etmemiz elbette mümkün değildir. Kaside-i Bürde’de “Muhakkak Resûlüllah (s.a.v.)’in faziletleri için bir had ve sınır olsa idi onları konuşarak anlatabilirdik. Onun faziletlerinin hadd-ü sınırı yok ki anlatabilelim. O’nun zatı hakkında ne kadar şeref nisbet edersen et ve yine onun kadrinin yüceliğini ne kadar anlatabilirsen anlat yine de ifade etmiş olamazsın”, mealindeki beyitler bu hakikatleri ifade etmektedir.

Osmanlı’da Kandil

Osmanlılar, mübarek geceleri cami, tekke, çarşı ve sarayları aydınlatıp minarelerde kandiller yakarak ihya ettikleri için Sultan İkinci Selim devrinden (1566-1574) itibaren “leyalî-i mübareke” denilen beş geceye (Mevlid, Regaib, Mi’rac, Berat ve Kadir) kandil gecesi denmişti.

Özellikle Peygamber Efendimizin dünyaya gelişi münasebetiyle ihya edilen Mevlid Kandili, Rebiülevvel ayının on ikinci gecesi olan içinde bulunduğumuz Ekim ayının 17. gününün gecesine denk gelmektedir. Osmanlı devrinde bu gece büyük camilerde muayyen bir merasim düzenlenmesi ve Süleyman Çelebi’nin Mevlid isimli kitabının güzel sesli mevlithanlar tarafından okunması devletin resmi merasimlerinden biri haline gelmişti. Bu gece düzenlenen “Mevlid Alayı” ve sonrasında icra edilen “Mevlid Merasimi” zamanla Osmanlıların en önemli merasimleri arasına girerek, yabancı seyyahların kitaplarına, ressamların gravürlerine dahi konu olmuştur. [1] 

Milad’ün Nebî

Dünya’nın muhtelif bölgelerinde yaşayan Müslümanlar kendi kültürlerine uygun şekilde bu mübarek güne iştirak etmektedirler. 200 milyona yakın Müslümanın yaşamakta olduğu Hindistan’da da Mevlid Kandili “Eid-ü Milad’ün Neb’î”(Veladet Bayramı) ismi ile kutlanır.

Hindistan’da Mevlid Kandili resmî tatil olmakla birlikte binlerce Müslüman, İslâmiyet’i temsil eden yeşil renkli bayraklar ve kıyafetlerle büyük caddelere akın ederek coşkulu bir şekilde bu mübarek güne ta’zimlerini ifade ederler.

Dergâh-ı Âsâr-i Nebevî

Abbasiler’den Selçuklular’a; Selçuklular’dan Gazneliler’e derken Babür Hanedanının II. Şahı Hümayun döneminde Delhi’ye getirilen mukaddes emanetler, Şah Cihan tarafından inşâ ettirilen Cum’a Mescidi’nin Dergâh-i Âsâr-i Nebevî bölümüne taşınmış ve bugün ziyaretçilerine bu mukaddes emanetlere yüz sürme imkânı sunulmaktadır.

Dergâh-ı Âsâr-ı Nebevî

Kadem-i Şerîf

Mushaf-ı Şerîf

Sakal-ı Şerîf

 

Mukaddes emanetlerden Mushaf-ı Şerif, Kadem-i Şerif ve Sakal-ı Şerif’i yüzlerce yıldır muhafaza etmekte olan Delhi Cuma Mescidi’nde ziyaret etme imkanı olduğu gibi Keşmir bölgesi’ndeki Hazratbal (Sakal-ı Şerif) Türbesi’nde bulunan Sakal-ı Şerîf hem Rasul’ullah Efendimiz (s.a.v.)’in hem de Hulefâ’i Râşidîn (r.anhüm) efendilerimizin velâdet günlerinde düzenlenen merasimler ile ziyaretçilere sunulmaktadır.

Hazratbal Türbesi – Keşmir, Hindistan 

Kaynak

[1] https://yedikita.com.tr/boyleydi-osmanlinin-kandili