KUR’ÂN-I KERİM OKUMANIN ve OKUTMANIN FAZİLETİ

Cenab-ı Hak, bir ayet-i celilesi’nde şöyle buyurmaktadır: “Bu bir kitaptır ki; kendisinde hiçbir şüphe yoktur. O, takva sahipleri için doğru yolun ta kendisidir.” Kur’an-ı Kerim’in faziletlerini saymakla bitirmemiz mümkün değildir. O, Hak ile batılı ayırt eden bir söz ve Allah’ın sımsıkı sarılmamız icab eden sağlam bir ipidir. Allah-ü Teâlâ, O’nu dertliler için deva, kalplerin pasını silmek için cila, ders almak isteyenler için nasihat, hakka ulaştıran hidayet rehberi ve abidler için feyiz kaynağı kılmıştır. Kur’an-ı Mübîn, Allah’ın inzal buyurduğu kitapların en büyüğü; benzeri olmayan bir nur; nefislerin şifa, kalplerin inşirah bulduğu bir burhandır. O’nun belagatinden daha kuvvetli; fesahatinden daha üstün; ifadelerinden daha güzel; tilavetinden daha tatlı başka bir kitap yoktur. O’na tutunan doğru yolu bulmuş, O’ndan sapan da Allah’ın lütuf kapısından kovulmuştur.

Bu itibarla, “ben mü’minim, ben Allah (c.c.)’nun kulu ve O’nun Resûlü’nün ümmetiyim.”, diyen herkes, Kur’ân-ı Kerîm’e alâka duymak, onu öğrenmek ve imkânı nisbetinde öğretmek mecburiyetindedir. Zira Kur’ân-ı Kerim’e ne kadar çok alaka duyulursa, maddi-manevi o kadar çok fayda elde edilir. Zira bir hadis-i şerif’te şöyle buyurulmaktadır: “Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah’ın kendisine Kur’an’ı verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse; diğeri de Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz Allah yolunda harcayan kimse.”

Kur’an-ı Kerim’i okumak Allah katında ecir ve sevabı en yüksek olan bir ibadettir. Fâtır Suresi’nde şöyle buyrulmaktadır: “Allah’ın kitabını okumaya devam edenler, namazı dosdoğru kılanlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve âşikâr infak edenler kat’iyyen kesat bulmayacak bir kazanç umabilirler. Çünkü (Allah) onların mükâfatlarını eksiksiz olarak verir. Onlara fazlından ziyadesini de verir. Şüphesiz O çok bağışlayıcı, çok nimet vericidir.”

Namaz sahih olacak şekilde Kur’an okumayı öğrenmek, genç ve ihtiyar, erkek ve kadın her müslüman için farz-ı ayn’dır. “Kalbinde Kur’an-ı Kerimden hiçbir ayet bulunmayan kimse harab olmuş ev gibidir”, buyuran Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Eshabına önce iman esaslarını telkin etmişler, daha sonra da Kur’an-ı Kerim okumayı ta’lim buyurmuşlardır.

Tahrim Suresi’nde meâlen “Kendinizi ve aile efradınızı ateşten koruyunuz”, buyurulduğu üzere, her Müslüman anne babanın vazifesi, çoluk-çocuğuna Allah (c.c.) rızasına uygun bir hayat tarzı kazandırmak, onu Rabbini, Peygamberini, Kitabını seven ve ona göre yaşayan bir ferd olarak yetiştirmektir.

Ümmet-i Muhammed’in evladına hizmetle vazifelendirilen bahtiyar insanlar, aldıkları bu mukaddes vazifeyi en güzel şekilde ifa etmek için gayret göstermelidirler. Zira yapılacak tüm hizmetler de olduğu gibi önümüzdeki Sıbyan Hizmetlerinin, hem o hizmeti ifa edecek kişilerin, hem de Müslüman çocukların dünyevî ve uhrevî hayatları için ne kadar mühim ve vazgeçilmez olduğu, onları ne kadar büyük nimetlere nail kılacağı herkesin malumudur.